Bir dilim ekmek…
Bir bardak süt…
Bir yumurta…
Bir parça peynir…

Soframıza gelen her lokmanın arkasında, çoğu zaman fark etmediğimiz büyük bir emek vardır.

Bizim için sıradan görünen bir gıda ürünü, bir çiftçinin aylar süren emeği, alın teri, sabrı ve umududur.

Çünkü çiftçinin hayatı, bizim bildiğimiz anlamda bir hayat değildir.

Onun tatili yoktur.
Hafta sonu yoktur.
Bayramı yoktur.
Gece ve gündüzü birbirine karışır.

Günü çoğu zaman sabah ezanıyla başlar.
Şehir henüz uykudayken çiftçi çoktan ahırının, tarlasının, bağının veya bahçesinin yolunu tutmuştur.

Kimi zaman bir hayvanın doğumunu bekler.
Kimi zaman tarlasındaki ürünü hastalıktan, zararlıdan, dondan ve kuraklıktan korumaya çalışır.

Kimi zaman yağmur yağsın diye gökyüzüne bakar.
Kimi zaman ise fazla yağmurdan ürününü kurtarmaya çalışır.

Çiftçinin takvimi duvarda asılı takvim değildir.

Onun takvimi toprağın, suyun, havanın ve mevsimlerin takvimidir.

Güneş doğmadan başlayan mesaisi, güneş battığında sona erer.

Ama aslında hiçbir zaman sona ermez.
Çünkü çiftçinin aklı tarlasında, yüreği toprağındadır.

Gece yatağına uzandığında bile ertesi günün işini düşünür:

“Yağmur yağacak mı?”
“Ürün nasıl olacak?”
“Bu yıl emeğimin karşılığını alabilecek miyim?”

“Girdi maliyetlerini karşılayabilecek miyim?”
“Çocuklarım bu mesleği sürdürecek mi?”

İşte çiftçinin günlüğü böyle yazılır.
Bazen bir yağmur damlasıyla umutlanır.
Bazen bir dolu yağışıyla bütün bir yılın emeğini kaybeder.

Bazen kuraklıkla mücadele eder.
Bazen hastalıkla, zararlıyla, donla, sel ile boğuşur.

Ama ertesi sabah yine kalkar.
Yine tarlasına gider.
Yine toprağa dokunur.
Yine üretmeye çalışır.
Çünkü çiftçi bilir ki, üretim durursa hayat durur.

Biz çoğu zaman soframızdaki ekmeği yalnızca ekmek olarak görürüz.

Oysa çiftçi o ekmeğin arkasındaki uzun mücadeleyi bilir.
Bir bardak süt, onun için sadece süt değildir.

O sütün arkasında sabahın erken saatlerinde başlayan bir emek vardır.

Bir yumurtanın, bir parça peynirin, bir meyvenin veya bir sebzenin arkasında gününü gecesine katan insanların alın teri vardır.

İşte bu nedenle bir an için düşünelim:
Çiftçi üretmezse ne olur?

Tarlalar sürülmezse…
Tohumlar toprakla buluşmazsa…
Hayvanların bakımını üstlenen olmazsa…

Bağlar, bahçeler ve ahırlar boş kalırsa…
Hayatımızın ne kadar kısa sürede altüst olacağını anlamak hiç de zor değildir.

Çünkü çiftçi üretmediğinde sadece bir ürün eksilmez.
Soframız eksilir.

Ekonomimiz zorlanır.
Gıda güvenliğimiz tehlikeye girer.
Ülkemizin geleceği risk altına girer.
Çiftçi, aslında yalnızca üretici değildir.

O, bu ülkenin sessiz kahramanıdır.
Emeği çoğu zaman görünmez.

Ancak yokluğu hemen hissedilir.
Güneşin altında terler.
Yağmurda ıslanır.
Soğukta üşür.
Çamurda yürür.

Bazen bir yıl boyunca emek verir, bir gecede yağan dolu bütün hayallerini yok edebilir.

Ama o yine de toprağa küsmez.
Çünkü bilir ki toprak, emek verene karşılığını er ya da geç verir.

Çiftçi sadece tohum ekmez.
Umut eker.
Sadece ürün yetiştirmez.
Geleceği yetiştirir.
Sadece tarlayı sürmez.

Bir ülkenin yaşam damarlarını ayakta tutar.

Bu nedenle çiftçinin emeği, sadece ekonomik bir değer değildir.

Aynı zamanda stratejik bir değerdir.
Çünkü gıda güvenliği, bugün artık sadece bir tarım meselesi değil; bir ülkenin bağımsızlığı ve geleceği meselesidir.

Soframıza gelen her lokmanın kıymetini bilmek zorundayız.
O lokmanın arkasında bir çiftçinin alın teri vardır.

Gün doğmadan başlayan mesaisi…
Gece yarılarına kadar süren mücadelesi…
Bir yıl boyunca taşıdığı umudu…
Ve bazen tek bir gecede kaybettiği emeği vardır.

Bu nedenle çiftçimize sadece ihtiyaç duyduğumuz zaman değil, her zaman saygı duymalıyız.
Çünkü çiftçi varsa hayat vardır.

Çiftçi varsa sofra vardır.
Çiftçi varsa bereket vardır.
Çiftçi varsa gelecek vardır.

Bugün soframızda bir dilim ekmek varsa, bir çiftçinin emeği vardır.
Bir bardak süt varsa, bir üreticinin alın teri vardır.

Bir yumurta, bir parça peynir, bir meyve veya bir sebze varsa, arkasında hayatını üretime adamış bir insan vardır.

O insan;
Eli öpülesi,
alın teri kutsal,
yüreği kocaman,
emeği paha biçilemez çiftçimizdir.

Rabbim, toprağa emek veren bütün çiftçilerimizin emeğini bereketli, kazancını helal, ürününü bol eylesin.

Çünkü unutmayalım:
Çiftçinin günlüğü, aslında hepimizin hayat hikâyesidir.
Çiftçi üretirse hayat devam eder.

Üretim varsa gelecek vardır.
Toprak varsa umut vardır.