Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değil; bulundukları şehrin sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel gelişimine yön veren en önemli yapılardır. Ancak bu misyonun tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için üniversite ile şehir arasında güçlü bir gönül ve bilgi köprüsünün kurulması gerekir.

Üniversitelerimizde, şehrin tarihini, kültürünü, insanını, üretim potansiyelini ve toplumsal dinamiklerini yakından tanıyan bilim insanlarına ihtiyaç vardır.

Bilim; halkından, esnafından, çiftçisinden, sanayicisinden ve üreticisinden uzak kaldığında toplumla olan bağını zayıflatır. Oysa bilim, toplumun ihtiyaçlarından beslenmeli; ürettiği bilgiyle yeniden topluma değer katmalıdır.

Bu bağı en güçlü şekilde kurabilecek kişiler, yetiştikleri şehrin ruhunu bilen, onun değerleriyle hemhâl olmuş akademisyenlerdir.

Çünkü bir şehri sadece haritalar, istatistikler veya raporlar anlatmaz; onu asıl tanıtan insanı, kültürü, gelenekleri ve ortak hafızasıdır. Bu birikimi bilen akademisyenler, bilimsel çalışmaları şehrin kültürüne, sanatına, ticaretine, tarımına, sanayisine ve sosyal hayatına yön verecek projelere dönüştürebilirler.

Üniversite yönetimlerinde de aynı anlayışın hâkim olması büyük önem taşımaktadır. Şehrin hassasiyetlerini, değerlerini ve kalkınma hedeflerini bilen rektör; üniversiteyi bulunduğu coğrafyanın gelişim merkezi hâline getirebilir. Böylece üniversite, yalnızca eğitim veren bir kurum olmaktan çıkar; şehrin geleceğini şekillendiren stratejik bir paydaş olur.

Şehir aidiyetini taşıyan yöneticiler ve akademisyenler, yerelden evrensele uzanan bir kalkınma modelinin öncüsü olabilirler. Çünkü güçlü şehirler güçlü üniversitelerle, güçlü üniversiteler ise yaşadığı toplumla kurduğu sağlam bağ sayesinde gelişir. Yerelde elde edilen başarılar zamanla ülke geneline yayılan örnek uygulamalara dönüşebilir. Böylece özelden genele uzanan sağlam bir köprü kurulmuş olur.

Üniversitenin şehrinden güç aldığı, şehrin de üniversitesinden beslendiği bu anlayış; sürdürülebilir kalkınmanın, nitelikli bilimin ve toplumsal refahın en sağlam temellerinden biridir. Bilimin toplumla bütünleştiği, akademinin hayatın içinde yer aldığı ve ortak aklın hâkim olduğu bir gelecek, ancak bu güçlü birliktelikle mümkün olacaktır.

Tokat özelinde bu perspektifi hayata geçiren ve şehrin tüm paydaşlarıyla uyum içinde çalışmayı ilke edinen, yaptığı çalışmalarla gelecek nesillere örnek olacak projeler üreten, Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Fatih Yılmaz’a tüm hemşerilerimiz adına bir kez daha teşekkür ederiz.

Hocamızın öncülüğünde şehrimizde daha nice projelerin hayata geçirilmesi için desteğimizi her platformda dile getireceğimizi ve her zaman yanında olacağımızı ifade etmek isteriz.

İlhan Tatar İletişim Uzmanı