Türkiye'nin önünde sessiz ama son derece stratejik bir tehlike büyüyor.
Bu tehlikenin adı; tarımda yaşlanan nüfus ve gençlerin üretimden uzaklaşmasıdır.
Bugün ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması 58-59 yaş bandına dayanmış durumda.
Köylerden kentlere göç devam ediyor. Birçok köyde genç nüfus yok denecek kadar azalmış bulunuyor.
Tarım işletmeleri miras yoluyla küçülüyor, üretici sayısı her geçen yıl azalıyor.
Bugün belki market rafları dolu görünüyor olabilir. Ancak gerekli önlemler alınmazsa 2035 sonrasında üretici bulmakta, 2050 sonrasında ise sürdürülebilir tarımsal üretimi devam ettirmekte ciddi güçlüklerle karşılaşabiliriz.
Bu nedenle artık tarımı yalnızca ekonomik bir sektör olarak değil, milli güvenlik meselesi olarak ele almak zorundayız.
Çünkü gelecekte ülkeler sadece enerji ve teknoloji ile değil, gıda üretim güçleriyle de değerlendirilecektir.
Gençler Tarımdan Neden Uzaklaşıyor?
Gençler tarımı sevmiyor değil.
Ancak mevcut şartlar altında tarımı kendileri için güvenli ve cazip bir gelecek olarak göremiyorlar.
Gelir belirsizliği, yüksek üretim maliyetleri, araziye erişim zorluğu, sosyal güvencenin yetersizliği, kırsaldaki yaşam imkanlarının sınırlı olması ve pazarlama sorunları gençleri farklı sektörlere yönlendiriyor.
Öte yandan tarımın toplumdaki algısı da hâlâ büyük ölçüde geçmişin ağır beden gücüne dayalı üretim anlayışıyla şekilleniyor.
Oysa günümüz tarımı artık farklıdır.
Yapay zekâ destekli üretim sistemleri, hassas tarım uygulamaları, akıllı sulama teknolojileri, dronlar, sensörler ve uydu destekli veri yönetimi tarımı yüksek teknoloji kullanan stratejik bir sektöre dönüştürmektedir.
Sorun tarımın geleceğinde değil; gençlerin bu geleceğe ulaşmasını sağlayacak politikaların ortaya konmasındadır.
Gençlerin tarımda güçlü bir gelecek kurabilmesi, doğru planlanmış ve sürdürülebilir politikalarla mümkündür.
İşte bu amaca yönelik olarak ;
Tarım ve Orman Bakanlığı, kadın, genç çiftçi ve üreticilere yönelik kredi ve hibe desteklerini önemli ölçüde genişletmiştir.
Bu kapsamda kadın ve genç çiftçilere yönelik yatırım kredisi limiti 3 milyon TL'den 5 milyon TL'ye yükseltilmiştir.
Krediler, 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vadeli, öz kaynak katkısı aranmadan ve Kredi Garanti Fonu (KGF) teminat desteğiyle kullandırılabilecetir.
Ayrıca, 18-41 yaş arasındaki genç girişimciler tarım ve hayvancılık yatırımları için 2,5 milyon TL'ye kadar faizsiz kredi imkanından yararlanabilecektir.
Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında ise kadın ve genç girişimcilere öncelik verilerek, %50 ile %70 arasında hibe desteği sağlanacak ve 30 milyon TL'ye kadar proje yatırımları desteklenecek.
Yine atıl durumdaki büyükbaş süt ve besi işletmelerinin yeniden üretime kazandırılacak ve süt hayvancılığı yatırımları için 60 milyon TL'ye, besicilik yatırımları için ise 40 milyon TL'ye kadar, 2 yıl geri ödemesiz ve 8 yıla varan vadelerle kredi desteği sağlanacaktır.
Yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında çiftçilerin kendi elektriğini üretmesini teşvik etmek amacıyla 15 milyon TL'ye kadar, 8 yıl vadeli ve yüksek faiz destekli kredi imkanı sunulacak.
Ayrıca, küçükbaş hayvancılıkta kredi limiti 2 milyon TL'ye, büyükbaş hayvancılıkta ise 3 milyon TL'ye yükseltildi.
Bu düzenlemelerle üreticilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, tarımsal üretimin artırılması, kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi hedeflenmektedir.
Yukarıda ifade edilen tüm bu olumlu adımlara ilaveten;
Tarımda Milli Gençlik Seferberliği
Türkiye'nin önümüzdeki 10 yıl boyunca uygulayacağı kapsamlı bir Tarımda Milli Gençlik Seferberliği başlatması gerektiğine inanıyorum.
Hedef açık ve net olmalıdır:
2026-2036 döneminde en az 1 milyon gencin tarıma kazandırılması.
Bu hedef ilk bakışta iddialı görünebilir.
Ancak Türkiye'nin genç nüfusu, tarımsal potansiyeli ve üretim altyapısı düşünüldüğünde ulaşılabilir bir hedeftir.
Seferberliğin Temel Ayakları:
1. Genç Çiftçi Akademileri Kurulmalıdır
Her ilde Tarım ve Kırsal Kalkınma Akademileri oluşturulmalıdır.
Bu merkezlerde gençlere;
Modern üretim teknikleri,
Dijital tarım uygulamaları,
Tarım ekonomisi,
Kooperatifçilik,
Pazarlama,
Yapay zekâ destekli üretim sistemleri
uygulamalı olarak öğretilmelidir.
(BU UYGULAMA İLLERİMİZDE KISMEN BAŞLAMIŞTIR.)
Tarım eğitimi sınıfta değil, tarlada ve işletmede verilmelidir.
2. Araziye Erişim Kolaylaştırılmalıdır
3.
Tarıma başlamak isteyen gençlerin önündeki en büyük engellerden biri arazi sorunudur.
3. Gelir Güvencesi Sağlanmalıdır
Gençlerin en büyük kaygısı geleceği öngörememektir.
Bu nedenle;
Sözleşmeli üretim modelleri,
Alım garantileri,
Fiyat istikrar mekanizmaları,
Tarımsal Afet Destek Fonu (TADEF)
uygulamaya alınmalıdır.
Üretici, emeğinin karşılığını alacağını bilmelidir.
4. Kırsalda Yaşam Kalitesi Yükseltilmelidir
Gençler sadece iş değil, yaşam kurmak ister.
Bu nedenle kırsalda;
Konut desteği,
Hızlı internet altyapısı,
Eğitim hizmetleri,
Sağlık hizmetleri,
Sosyal ve kültürel yaşam alanları
güçlendirilmelidir.
Köyler yeniden cazibe merkezlerine dönüştürülmelidir.
5. Sosyal Güvence Güçlendirilmelidir
Son Tarım Şurası'nda gündeme gelen genç ve kadın çiftçilerin sosyal sigorta primlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanması önerisi süratle uygulamaya geçirilmelidir.
Ayrıca genç çiftçilere yönelik emeklilik ve sosyal güvenlik sistemleri yeniden yapılandırılmalıdır.
Gençler geleceğini görebildiği yerde kalır.
6. Tarım Teknoloji Ordusu Oluşturulmalıdır
Türkiye tarımın geleceğini yalnızca üretimle değil teknolojiyle de şekillendirmelidir.
Gençler;
Tarım robotları,
Yapay zekâ uygulamaları,
Tarımsal yazılımlar,
Akıllı sulama sistemleri,
Veri tabanlı üretim planlaması
alanlarında uzmanlaştırılmalıdır.
Tarımın yeni nesil kahramanları teknoloji kullanan gençler olacaktır.
"TARIMDA MİLLİ GENÇLİK SEFERBERLİĞİ"
10 Yılda 1 Milyon Genç Çiftçi
"Üreten Gençlik, Güçlü Türkiye."
Temel hedefler:
10 yılda 1 milyon genci tarımsal üretime kazandırmak.
Tarım sektörünün yaş ortalamasını düşürmek.
Kırsaldan göçü tersine çevirmek.
Gıda arz güvenliğini güçlendirmek.
Tarımı yüksek teknoloji ve girişimcilikle buluşturmak.
Her yıl 100 bin yeni genç çiftçi yetiştirmek.
Bu proje; eğitim, hibe, faizsiz kredi, araziye erişim, kooperatifleşme, dijital tarım, sözleşmeli üretim ve pazarlama desteğini tek çatı altında birleştiren milli bir kalkınma hamlesi olarak düşünülmelidir.
Bu Bir Tarım Projesi Değil,
Türkiye Projesidir
Tarımda Milli Gençlik Seferberliği sadece çiftçiyi ilgilendiren bir çalışma değildir.
Bu proje;
Gıda güvenliğini,
Kırsal kalkınmayı,
İstihdamı,
Göç yönetimini,
Sosyal dengeyi,
Milli bağımsızlığı
doğrudan ilgilendirmektedir.
Bir ülke ordusunu silahla, halkını ise gıda ile korur.
Yeterli üretim yapamayan ülkeler zamanla dışa bağımlı hale gelir.
Bu nedenle tarım politikaları aynı zamanda milli güvenlik politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye'nin yeni kalkınma hamlesi tarımda başlamalıdır.
Nasıl ki geçmişte okuma-yazma seferberlikleri, sanayi hamleleri ve eğitim yatırımları ülkemizin kaderini değiştirmişse;
bugün de Tarımda Milli Gençlik Seferberliği kırsalın yeniden ayağa kalkmasını sağlayabilir.
Mesele sadece çiftçi sayısını artırmak değildir.
Mesele; gençlere umut vermek, köyleri yeniden canlandırmak, gıda egemenliğimizi korumak ve gelecek nesillere güçlü bir Türkiye bırakmaktır.
2050'ye giden yolda tarımsal bağımsızlık, milli bağımsızlığın en önemli teminatlarından biri olacaktır