Keşke... Dünyadaki en pahalı kelimedir. Yanlış kararların ardından, zaman geçtikten sonra söylenir.
Keşke...
Dünyadaki en pahalı kelimedir.
Yanlış kararların ardından, zaman geçtikten sonra söylenir.
Hiçbir şeyi değiştirmez.
Geç kalmışlığı anlatır.
İçi boştur, eksiktir, çaresizdir.
Bedeli ömürle ödenir.
— Beyefendi, hayatınızda hiç “keşke” dediniz mi?
— Hayır. Bu kelimeyi hiç kullanmadım. Her isteğim gerçekleşti...
(Bu kocaman bir yalan.)
Benim olduğu gibi…
Herkesin hayatında bir "keşke" vardır.
Saklanır, bastırılır… Ama bir köşede hep durur.
Keşke...
Söylendiği an, her şey için çok geç kalınmış demektir.
Ne zamanı geri getirir...
Ne insanı...
Ne ormanı…
Ne de kaybettiğin bir yeşil alanı.
Bir kasaba düşün…
Her tarafı mutlu insanlarla dolu…
Sabah horoz sesiyle uyanırsın,
Yemyeşil bağlar, bahçeler…
Ormanlarında cıvıl cıvıl kuşlar…
Yaylalarında çiçekler, böcekler,
Derelerinde serin sular akar,
Geceleri gökyüzüne bakarken yıldız sayarsın.
Ne toz var ne duman,
Ne siren sesi, ne fabrika gürültüsü…
Yalnızca doğanın kalp atışını duyarsın.
Ama sonra...
Bir gün… Belediye hoparlöründen şu anons yapılır:
"Sevgili halkımız!
Müjdemizi isteriz:
Artık Yazıcık’ta tarlalarımız, yollarımız, ormanlarımız yok oldu, burada tek bir ağaç, tek bir damla suyumuz bile kalmadı.
Çünkü sizin için kil ocakları açtık,
Dev makine parkurları kurduk,
Ormanları parçaladık!
Artık nefes almanıza gerek yok, çünkü doğa yok!
Yeşilmi arıyorsunuz?
Şehir parklarına bakın, belki bir çim parçası bulursunuz.
Gölge mi?
Ağaç yok ama şemsiye var!
Temiz su mu? Marketten alırsınız, hem çok da ucuz(!)
Süt, yoğurt, peynir?
Ormanı, tarlası, hayvanı kalmayan yerlerden gelir artık(!)
Yeter ki üretim artsın!
Yeter ki yatırım gelsin!
Yeter ki daha çok kil çıkarsınlar!
Yeter ki toprak bizim değil, onların olsun!
Yaşasın beton!
Yaşasın rant!"
Ve Yazıcık halkı aynı anda fısıldar:
“Keşke daha fazla sahip çıksaydık...”
Ama geç.
Hem de çok geç.
Ve geriye kalan tek ses:
“Keşke…”
Yazıcık belediye başkanı Sn. Tuncer Uzunoğlu ile yaptığım görüşmede, böyle bir projeye halkın ve doğanın zarar göreceği gerekçesiyle kesinlikle izin vermeyeceğini açıkça ifade etti.
Bu güven verici ama yetmez.
Bu sadece başkanın değil, her birimizin sınavı. Bu doğa bizim, çocuklarımızın geleceği bizim. Eğer biz korumazsak, kim koruyacak?”
Yazıcık yaşasın diye,
Keşke dememek için…
Bugün konuş!
Bugün koru!
Bugün dur de!
Keşkelerle dolu bir yarın istemiyorsak;
Yazıcık’ın yok edilmesine izin vermeyelim.
Geçmişte Bergama'da altın madenciliğine karşı duran köylüler kazandı.
Kaz Dağları için mücadele veren gençler binleri ayağa kaldırdı.
Yazıcık da bunu yapabilir.
Ama henüz her şey bitmedi.
Eğer şimdi durursak, eğer şimdi sesimizi yükseltirsek, Yazıcık hâlâ yaşanacak bir yer olabilir.
Doğa EKER