Başlık ile yazı ters olacak biraz.
Biz bahçemizin gül ile kokmasını istedik ama dikenler fırsat vermedi ki!
Bahçemizi ayrık otlarından kurtaramadık.
Tokatta ki adamcılık siyasetinin geldiği noktada başa döndük.
Ya Allah aşkına iyi bir şey yapmazmısınız siz.
Kaç gündür konuştuğumuz şeylerin memlekete bir hayrı yok.
Yine Tokat dedikoduya teslim.
İnsanların dili tatlı, yüzü gülerdir lâkin kalbe inince kimin kime düşmanlık ettiğini bilmek çok zordur.
İkiyüzlülüğü çoğaltanlar, şimdilerde dedikodudan şikayetçi.
Net olanları dün doğru söylüyor canımız sıkılıyor diye iletişim kanallarını kesenler, yalan, iftira ve itibar suikastları ile karşı karşıya kaldı.
Dedikodu Siyasetiyle Meşhur Şehrim Tokat.
Ve milletimiz bu dedikoduyu yaymaya bayılıyor.
Tokat’ta siyaset denince aklınıza ne gelir?
Tokat’ı kalkındıracak projeler, gençlerimize umut olacak fikirler, esnafı rahatlatacak adımlar mı?
Yoksa bitmeyen dedikodular, başkalarının hatalarını bulup çıkarma yarışı ve kısır çekişmeler mi?
Ne yazık ki, Tokat’ta siyaset genelde dedikodu ve başkalarının hatalarını öne çıkarma üzerine kurulu.
İş üretilmiyor, laf üretiliyor.
Bu, yapıcı konuşmalarımızı zorlaştırıyor ve topluma zarar veriyor.
İyi şeyler pek konuşulmuyor, bu yüzden güzel örnekleri paylaşmak bizim için zor oluyor.
Sonuç mu?
Tabiki her zaman oldugü gibi Tokat kaybediyor.
Siyasetin dedikoduyla şekillenmesi, Tokat’ın her köşesinde kendini hissettiriyor.
Bir taraf, diğerinin açığını kolluyor; biri hata yaparsa, diğeri bayram ediyor.
Ama bu kimin işine yarıyor?
Ne bir fabrika açılıyor, ne de çocuklarımız için daha iyi bir gelecek kuruluyor.
Dedikodu siyaseti, hepimizi aynı yerde saydırıyor.
Kimse “Tokat için ne yapabiliriz?” diye sormuyor; herkes “Kim neyi batırdı?” peşinde.
Bu döngüde Tokat'ın başka seçeneği yok, kaybediyor.
Bu durum, adeta topluma karşı bilinçli bir kötülük gibi işliyor.
Siyasetçiler, vatandaşı birleştirecek projeler sunmak yerine, öfke ve ayrışma üzerinden güç topluyor.
İnsanlar, fikirlerini tartışmak yerine, taraftar gibi davranmaya zorlanıyor.
Bir esnafın dükkânını nasıl ayakta tuttuğunu, bir gencin köyüne nasıl katkı sağladığını konuşan var mı?
Hayır, çünkü dedikodu daha çok “satar”.
İyi şeyler pek konuşulmuyor, bu yüzden güzel örnekleri paylaşmak da zor oluyor.
Tokat’ta dedikodu siyasetinin gölgesinde güzel hikâyeler kayboluyor.
Gençliğimiz kaybediyor.
Biz gazeteciler aynayız, neyseniz onu görürsünüz.
Eğer toplum olarak sadece dedikoduya, kavgaya, suçlamaya odaklanırsak, bizim yazacaklarımız da o olur.
Öyle efelenmeye gerek yok; ne siyasetçiler süper kahraman, ne de bizler sadece seyirciyiz.
Tokatta iş üretiliyor, aş pişmiyor.
Tokat’ın daha iyi bir yerde olması için hepimize çok işdüşüyordu desem, gülersiniz değil mi!
Siyasetçiler dedikodu yerine proje konuşsa, bizler de sadece şikâyet etmek yerine güzel örnekleri paylaşsak, belki bir şeyler değişir.
Her suçlamada, her kavgada, her boş tartışmada şehir olarak biraz daha yoruluyoruz.
Umut etmenin haricinde elimizde bur şey kalmadı.
Değişim zormuş gerçekten.
Oysa ki vatandaş olarak kaybederken siyasetçiler kazanmaya devam ediyor.
Asgari ücretlinin, emeklinin siyaseti ekmeği olmalı.
Siyasetçinin bu ekmeği büyütmek diye bir derdi.
Lafla yatıp kalkan bir şehirde, yatırım, istihdam konuşulmaz.
Hoca Uhud dağına uzun uzun bakıp sordu?
-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?
Cevap yok.
Tekrar etti
-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?
Sonunda cemaat mahçup bir şekilde;
-"Bilmiyoruz hocam"dediler.
İşte o an her birimizin beynini, kalbini titretmesi gereken şu kelamlar döküldü dilinden..
Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?
İnanın bunu bende bilmiyorum..
Aslında hiç kimse bilmiyor!
Bu asla İslam tarihinde de yazmaz..
Hatta o okçular kimdi öz çocukları da bilmez, hanımları da bilmez.
Çünkü Ashab-ı kiram kimseye söylememiş, saklamış!
Ağızlarından bu konu hakkında hiçbirşey çıkmamış.
Hatta ve hatta yıllar sonra Cemel, Sıffın gibi hadiselerde birbirlerine ters düştükleri vakitlerde bile;
-Sen zaten Uhud'da da tepeyi terketmiştin!" dememişler!
Orada dahi birbirlerini hataları ile vurmamışlar.
Bu nasıl bir ahlak..
Bizler Uhud'un aslında bir yenilgi değil zafer olduğunu yeni anladık..
Bu ne edeb..
Gül çarşısında herkes başka tükenir demiştim ya.
Bizimkisi öyle bir tükeniş.
Varlık içinde yokoluş hikayesi bizimkisi.
Cennet vatan Tokatta, yaşayamamanın hikayesi...
Vesselam
Hüseyin Kömür