Tokat siyasetinde bir kural var: Çalışan taşlanır
Kim tarafından?
Tabii ki çalışmayanlar tarafından.
Oturanlar, koşanlar hakkında konuşur.
Bu şehirde siyaset yapmak zor, çünkü ileri gidenle uğraşılır.
Takdir etmek, yiğidin hakkını vermek gibi bir kültür maalesef yok.
14-15 yaşlarında iken, hafta sonları okuldan çıkıp Hoda Köyü’ne, Artova’ya ya da Çamlıbel’e yürüyerek giderdim.
Yaz, kış fark etmezdi.
Karanlık çökünce korkuyla arkama bakardım; bir araç ışığı görünür mü diye.
Çoğu zaman gelmezdi.
Yarı umut, yarı korkuyla yürürdüm.
Ama fark ettim ki, sürekli geriye bakmasam, daha az yorulurdum.
Tokat siyasetinde de durum aynı.
Yola çıkanlar, her adımda geriye bakmak zorunda bırakılıyor.
İleriye baktırmıyorlar. “O denge, bu denge, aman o kırılır, bu incinir” derken, çalışanlara “yapma, etme” diye nasihat veriliyor.
Yetmezmiş gibi, dedikodularla moralleri bozuluyor.
Çalışmayanlar algı yaratırken, çalışanlar eziliyor
Örnek mi?
Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt, ecdadın eserlerini ayağa kaldırıyor, yurtdışında bile saygı görüyor. Ama Tokat’a gelince, eleştirecek bir şeyler bulunuyor.
Milletvekili Yücel Bulut, Ankara’da etkili bir siyasetçi, fakat şehirde karmaşaya çekiliyor.
Mustafa Arslan, eğitimden tarımsal sulamaya, yatırımların peşinde koşarken, yerelde düğün-cenaze fotoğraflarıyla boğuluyor.
Belediye Başkanı Kemal Yazıcıoğlu, şehrin her sorununa gövdesini koyuyor, ama arka odalarda dedikodularla yıpratılıyor.
Genç ve temiz yüzler, İl Genel Meclisi Başkanı Ali İhsan Gürel ve Genel Sekreter Ahmet Kayhan, köylerimiz için gece gündüz çalışırken, siyasetin kenelerince “vekil-başkan olmak istiyorlar” diye alta çekiliyor.
Neden çalışmayalım?
Bu memleketi sevme hakkımız yok mu?
Her şey birilerinin menfaatine mi bağlı?
Her makam birilerinin hakkı mı?
Bürokratlara bakın. Atandıkları makamlarda, onları oraya getirenler hakkında dedikodu yapmaktan başka işleri yok.
Gidin sorun, kurumları hakkında tek kelime anlatamazlar.
Çünkü ortada iş yok!
Geçenlerde İstanbul’da bir iş insanıyla konuştum. “Neden Tokat’tan çekildin?” dedim. “Dedikoduyla uğraşmaktan iş yapamadık, bir daha asla!” dedi.
Bu, Tokat’ın kaybı değil mi?
Geriye bakmak en yorucu iş.
Artık yeter!
Bırakın çalışanlar işini yapsın, yola çıkanlar gitsin.
Paçasından çekmeyi bırakın.
Tokat’ı sevenler, bu şehri ileri taşımak isteyenler çalışsın.
Ancak o zaman bizim şehrimiz hak ettiği yere gelir.
İmkânsız bir şey istediğimin farkındayım.
Sizin kodlarınız kendinizden başka kimseye fayda sağlamamakla kurulmuş çünkü.
Kötü değil en kötüsünüz.
Siz kazanırken koskoca şehir kaybetmiş ve halen kaybediyor.
Ben geriye bakmıyorum.
Işık gözükmeyecek, o araba gelmeyecek.
Vesselam.