Dünyayı dizayn ederek kârlı çıkacağının hesabını yapanlar, inşallah kârlı çıkmayacaklardır. Dünya, yaşadığı iki cihan harbi öncesindeki kutuplaşma ve bloklaşma sürecini gizli veya açık bir şekilde yeniden yaşıyor. NATO bu blokun en aktif teşkilatı olsa da dünyada benzer şekilde resmî ve gayriresmî birçok kutuplaşmış devlet ve oluşum vardır. Küçük devletler güvenlik gerekçesiyle bu çatıların altında yer alsalar da büyük devletler, hegemonyalarını sürdürme ve bunun sonucunda emperyalist sömürülerine kılıf bulma gayreti içerisindedirler.
Dünyanın jandarmalığını yaptığını iddia eden emperyalist devletler; en çok dünyada huzursuzluk çıkaran, atom bombası ve biyolojik silah kullanan, mülteci yaratan, çocuk katliamları yapan ve soykırım gerçekleştiren devletlerin ta kendileridir.
İşte böyle bir ortamda başsız ve çaresiz kalmış, yüzyıldır Batı'nın oyuncağı olmuş, rüzgârın önündeki yaprak misali bir o yana bir bu yana savrulan Müslüman topluluklardan üç devlet; çevresinde yaşanan olumsuzluklardan gerekli dersi çıkarmış olmalı ki bir zamanlar imzalanan ve rahmetli Menderes'in hanesine olumsuzluk olarak yazılan Bağdat Paktı'na benzer bir oluşuma imza attılar.
Nedir bu Mekke Ortak Savunma Antlaşması? Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalanmış güvenlik ve savunma paktıdır. Bu antlaşma kapsamında taraf devletler, birine yönelik herhangi bir saldırganlık eylemini diğerlerine yönelik bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt etmiştir.
Mekke Mutabakatı ile Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan devletleri savunmada birlikte hareket edeceklerini, bu üç devletten birine yapılan saldırının üçüne de yapılmış sayılacağını böylece dünyaya ilan etmiş oldular.
Bu taahhüt, İslam dünyası için yüzyılın başarısı sayılır. Daha da güzel yanı, diğer devletlere açık bir oluşum olduğunun anlaşma metninde yer almasıdır. İşte şimdi tam fırsat bu fırsattır. Diğer Müslüman nüfusa sahip devletler de bu çatı altında birleşmeli, sonucunda İslam NATO'su tescil edilmelidir. Bu, yüz yıldır beklenen ve özlenen bir zorunluluktan öte, var olma veya yok olma mücadelesinin ta kendisidir.
Mekke Mutabakatı'nın savunma doktrini üzerine inşa edildiği deklare edildi. Lakin anlaşmadan anlaşılan o ki bu üç ülkeden herhangi birinin uğrayacağı saldırıda anlaşma hükümleri devreye girecek. Peki tehlike bertaraf edildikten sonra ileri taarruz aşamasında saldırıya uğrayan devlet tek başına mı kalacak? Ya da başka bir anlatımla, saldırıya uğrayan devlet saldırgan devletten intikam almayacak mı? Bu safhada diğer mutabakat devletlerinin desteği olmayacak mıdır? Bu hususların inşallah anlaşma metninde netlik kazanması gerekir.
Bu anlaşma diğer İslam coğrafyasını da içine alacak şekilde genişlerse İslam NATO'su ihdas edilmiş olacak; dolayısıyla artık bu coğrafyada dış güçler istedikleri gibi at koşturamayacaklardır. Geç kalınmış bir oluşum olsa da yerinde bir mutabakattır. Nükleer güce, paraya ve disiplinli, çelik gibi bir orduya sahip devletlerin önünde hiçbir güç duramaz. Gücümüzün farkında olarak dünyada hak ettiğimiz yeri almanın zamanı işte bu zamandır.
Gazamız mübarek, kılıcımız keskin olsun.
Üstadın dediği gibi:
"Ölsek de sevinin, eve dönsek de
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir."
İslam NATO'su Doğuyor
Ömer Yılmaz
Yorumlar