Toprağın yükünü omuzlayan eller,
Kazova’nın bereketini büyüten kadınlar…
Tokat’ın bereket kapısı Kazova, nam-ı diğer Altınova…
Yeşilırmak’ın hayat verdiği, Tokat’ın bereketle nefes aldığı Kazova…
Tokat’ın verimli topraklarında bir bereket destanı: Kazova…
Yeşilırmağın gürül gürül akan sularıyla hayat bulan, bereketli topraklarında birbirinden değerli ürünlerin yetiştiği büyük bir tarım arenası…
Ama Kazova’yı sadece toprağıyla, suyuyla ve ürünleriyle anlatmak eksik kalır.
Çünkü bu bereketin arkasında, sabahın ilk ışıklarıyla tarlaya çıkan, toprağı adeta bir kanaviçe gibi işleyen kahraman kadınlar vardır.
Onlar Kazova’nın görünmeyen ama en güçlü emekçileridir.

Bir düşünün…
Güneş henüz doğmadan başlayan bir gün…
Evde çocukların, yaşlıların ve ailenin ihtiyaçları karşılanır.
Sonra tarla, bahçe yolu tutulur.
Toprak hazırlanır, ekim yapılır, fide dikilir, çapalama yapılır.
Hasat zamanı geldiğinde ürünler tek tek toplanır, ayıklanır, kasalanır.
Bazen saatlerce güneşin altında, bazen soğukta, yağmurda çalışılır.
Ve bütün bunların çoğu, günlük hayatın içinde sıradan bir iş gibi görülür.
Oysa hiç de sıradan değildir.
Bir kadının tarladaki emeği, çoğu zaman bir ailenin geçim mücadelesinin sessiz hikâyesidir.
Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Kazova’da da kadınlar tarımsal üretimin hemen her aşamasında vardır.

Sadece tarlada değil…
Hayvancılıkta hayvanların bakımından sağımına, süt ürünlerinin hazırlanmasından ev ekonomisine kadar büyük bir sorumluluk üstlenirler.
Üretim tarlada bittiğinde onların emeği bitmez.
Domates salçaya, biber kurutmalığa, meyve reçele, süt yoğurda ve peynire dönüşür.
Yani kadın, ürünü sadece üretmez; değerlendirir, işler, korur ve sofraya taşır.
Asıl önemli olan ise şudur:
Kadınların tarımdaki rolünü yalnızca “çiftçiye yardımcı olan aile bireyi” olarak görmek artık doğru değildir.
Kadın, tarımın üreten, işleyen, değerlendiren, pazarlayan ve katma değer oluşturan ekonomik aktörüdür.
Bugün kadın kooperatifleri ve kadın girişimciler, tarımsal ürünleri işleyerek yeni ürünlere dönüştürüyor,
markalaştırıyor ve pazara sunuyor.
Bir başka ifadeyle;
Tarladaki ürün, kadının elinde ekonomik değere dönüşüyor.
Bu nedenle Kazova’nın kadınlarına yalnızca “emekçi” demek de yetmez.
Onlar aynı zamanda üretici, girişimci ve kırsal kalkınmanın taşıyıcılarıdır.
Bir de onların toprağın hafızasını taşıyan yönü var.
Yerel tohumların korunması…
Geleneksel üretim bilgilerinin yeni nesillere aktarılması…
Suyun ve toprağın daha dikkatli kullanılması…
Mevsimlerin, ürünlerin ve toprağın dilinin bilinmesi…
Bunların önemli bir bölümü kuşaktan kuşağa kadınların hafızasıyla taşınıyor.
Bugünün modern tarımıyla geçmişin tecrübesini buluşturabilecek en önemli köprülerden biri de işte bu kadınlarımızdır.
Peki, onların emeğinin karşılığı yeterince görünür mü?
İşte burada durup düşünmemiz gerekiyor.
Kadının tarladaki emeği görünür olmalı.
Üretimdeki katkısı ekonomik değere dönüşmeli.
Eğitime, finansmana ve teknolojiye erişimi kolaylaştırılmalı.
Kooperatifleşme ve kadın girişimciliği desteklenmeli.
Ürettiği ürünün pazarlanmasında daha fazla söz sahibi olması sağlanmalı.
Çünkü kadının güçlenmesi sadece kadının değil, ailenin, köyün ve bölgenin güçlenmesidir.
Kazova’nın bereketini anlatırken sadece Yeşilırmak’tan, verimli topraklardan ve yetişen ürünlerden söz etmeyelim.
Bir de o toprağın üzerinde iz bırakan elleri hatırlayalım.
Kazova, sadece toprağı ve suyuyla değil, o toprağı sevgiyle işleyen, emekleri ve göz nurlarıyla bereketi büyüten kahraman kadınlarıyla da Altınova’dır.
Onların alın terine, emeklerine ve göz nurlarına minnettarız.