Bir zamanlar Belediye Başkan Yardımcılarımız Yunus Yılmaz ve rahmetli Selahattin Kelemci vardı…
Şimdi yoklar.
Onlar bizim adamdı.
Allah hepsine rahmet eylesin.
Bizim adamdı onlar derken, her derdimize koşarlardı.
Gece gündüz demeden “Buyurun, ne sorun var?” diye sorarlardı.
Bir sokak lambası, bir sağlık meselesi, bir bürokratik engel… ne olursa olsun, kapıları hep açıktı.
Kıymetini bildik mi?
Maalesef hayır.
Osman Altınordu ile geç saatlerde çokça karşılaştık.
Şehrimizin sorunlarını çözmek için verdiği mücadeleyi yakından gördüm.
Nizamettin Aydın’ın, şehrimizi yaşanabilir kılmak için gösterdiği fedakârlığı biliyorum.
Eyüp Eroğlu ise bizim şehrimizin bağrından çıkan, gerçekten kıymetli bir değer…
Hepsi bizim adamdı.
Şehrimize değer katan, emek veren insanlar.
Şimdi kervan devam ediyor.
Kemal Yazıcıoğlu ile emanet emin ellerde.
Başka bir tarz, ama aynı samimiyet ve hizmet aşkı.
Kemal Yazıcıoğlu’nun en yakınındaki bürokratlardan biri de Recep Bozdemir.
Tokat Belediye Başkan Yardımcısı…
Tokatlıların “Recep Hocası”.
Biz Tokatlılar bazen gerçekten tuhaf bir huy taşırız.
En çok çalışanımızı, en fazla şehrimize değer katanımızı maalesef fark etmeyiz.
En iyi giyineni, en çok ses çıkaranı, en fazla görüneni överiz de; gece gündüz demeden koşturan, kapısı her daim açık olanı “normal” karşılarız.
Sanki hizmet etmek onun kaderiymiş, teşekkür etmek ise lüksmüş gibi.
“Ev danasından fazla bir şey olmuyor” deriz kendi kendimize…
Oysa asıl “ev danası” olanlar, sessiz sedasız memleketine fayda sağlıyorlar.
İşte Recep Bozdemir tam da bu Aslanlardan biri.
2023’te MHP’den milletvekili adayı oldu, 2024’te ise Belediye Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
Ama makamının çok ötesinde bir yeri var Tokatlıların gönlünde, ulaşılabilir adam.
Gece saat on ikide, hafta sonu demeden telefonu açılır, derdin dinlenir, çözüm üretilir.
Tıpkı daha önce andığım bizim adamlar gibi…
Ne yazık ki kıymet bilmek, bizim en büyük eksiklerimizden biri.
Şehrin çakallarını büyütürken, aslanlarımızı eleştiririz.
Sessizce iş yapanı yetersiz bulur, gürültü yapanı etkin sanırız.
Oysa gerçek değer, esnaf ziyaretlerinde, muhtarlarla, gençlerle, spor tesislerinde koşuşturmada belli olur.
Kıymet, koltukta oturmakta değil, o koltuğu millet için kullanmakta, kapıyı açık tutmakta, işim görülür umuduyla “Hocam” diye seslenildiğinde gülümseyerek cevap vermekte saklı.
Bizim adamlar, memleketimizin en büyük serveti.
Çünkü onlar hizmet lafını ağızlarında taşımaz, yaşatırlar.
Bizim görevimiz ise sadece şikâyet etmek değildir.
Bu kıymetleri fark etmek, sahiplenmek, ve teşvik etmektir.
Zira kıymet bilmeyen bir toplum, zamanla en değerli evlatlarını da kaybeder.
Tokat’ımıza, kıymetli Recep Hocamıza ve onun gibi gece-gündüz demeden çalışan, kapısı millete açık tüm yöneticilerimize sağlık, güç ve başarı diliyorum.
Kıymet bilmek, vefanın ta kendisidir.
En büyük teşekkür, yapılan iyiliği görmektir.
Bu yazıyı niye yazdım derseniz, şehrimin Aslanlarını, çakallara boğdurmayın diye.
Vesselam.