Bilindiği üzere insanoğlunun toplu yaşama gerekliliği öteden beri devam eden bir olgu olarak sürdürülmektedir. İnsanoğlu toplu yaşamını sağlamak için düzen intizam ve yasaları getirmiş ve bunun sonucu oluşan kamu düzenini ihdas etmiştir.

Tüm toplumlar ancak bir düzen içerisinde yaşayabildikleri sürece tarihte var olma başarısını göstermiş aksi halde tarihin eski sayfaları içerisinde kaybolup gitmişlerdir.
Toplumda kamu düzeninin sağlanması hiç şüphesiz de bazı maliyetleri de beraberinde getirmiş bu maliyetlerin karşılanması için de mevcut otorite vergi adı altında kamu giderlerini karşılamak için karşılıksız ayni ve nakdi mal toplama ihtiyacına girmiştir.
Modern dünyada bu kamu giderlerini karşılama bütçe adı altında yapılan program neticesinde bir yıl içerisinde toplanacak ve harcanacak paralar şeklinde oluşturularak kamuoyuna duyurularak yasalaşması neticesi hayata geçirilmektedir.
Ülkemizde de bu bütçe oluşumuyla ilgili görevli kuruluşlar kurumlar gereği gibi çalışarak devletin kamu giderlerini karşılamak üzere ihtiyaç duyduğu finansman parayı hazineye intikalini sağlamaya çalışıyorlar. Şimdi bizim konumuz burada kamu giderlerinin karşılanması için ihtiyaç duyulan finansmanın toplumda herkesin gücü oranında vergi adı altında toplanmak ve tahsili ile ilgili gösterilen gayret hakkında olacaktır.
Son zamanlarda Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı bu doğrultuda ciddi çalışmalar yaptığına şahit oluyoruz. Özellikle vergi kayıp ve kaçağının teşkil eden unsurlar ve risk analizi yapılarak bu konu üzerinde çalışmalar sürekli yapılıyor. Bunların en belirgin özelliklerinden bir tanesi de risk analizi sonucu görülen eksiklikler mükelleflere nezdinde izaha davet müessesesi ile mükelleflerin izaha daveti istenip ve bu konuda varsa eksikliklerin giderilmesi sağlanıyor. Bu izaha davet müessesesi çok ciddi bir şekilde mükelleflerle idare arasında uyum ve gönüllülük sağlıyor. İzaha davet ile beyan hatasının düzeltilmesi veya beyanı alınmasının hedeflenmiştir. Ayrıca vergi mükelleflerinin de bu uygulamayı benimsediği görülmektedir.
Son zamanlarda Gelir İdaresi Başkanlığı denetimleri artırarak belge düzeni otoritesini sağlama cihetinde de ciddi adımlar atmaktadır. Yine GMSİradı (gayrimenkul sermaye iradi işyeri veya konut kira gelirleri) mükelleflerin beyanlarının doğruluğu açısından mahallinde kiracılar nezdinde yoklama yapılmaya başlandığı görülmektedir. Bu mükelleflerin Beyanların doğru yapılıp yapılmadığı süresinde verilip verilmediği kiralama işlemi yapılırken emlakçılarla ilgili işlemler (emlakcılara ödenen komisyon parası )ve belgelerin alınıp alınmadığı gibi birçok kriterlerle yapılan tespitler sonucu ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
Türkiye’de vergi hukukumuz beyan esası üzerine oturtulmuştur. Ancak, mükellefin doğru beyan etmesi ve vergilerini zamanında tam eksik olarak ödemesi asıl olmakla beraber : İdarenin de görevi yapılan beyanın doğru olup olmadığını araştırmak ve burada gördüğü bir eksiklik varsa bunun telafi etme yolunu bulmak ve bu konuda gerekli denetimi incelemeleri yapmaktır.
Bu konu özellikle vergi adaletinin sağlanması açısında fırsat eşitsizliği yaratılması bakımından da son derece önemli ve elzem bir uygulama olduğu ortadadır. Vergisini veren mükellefin korunması bakımında inceleme ve denetim yapılması çok doğru bir karardır. Yapılan denetim ve incelemeler ile vergisini ödeyen mükelleflerin hakları korunmaktadır. Çünkü vergisini vererek servetini eksiklik meydana gelen bir mükellefin, bunları yapmayan aynı durumdaki bir mükellefin sermayesi artacak ve rekabet ortamı vergisin vermeyen lehine gelişecektir. Bu duruma meydan verilmemesi ancak her mükellefin doğru ve zamanda beyanname vererek vergi borcunu ödemesi ile sağlanabilir. Aksi halde idare bir tarafta sebepsiz zenginleşmeye neden olurken diğer tarafın da fakirleşmesine neden olmuş olur ki bu da hakkaniyetle ölçüşecek bir durum değildir.
İdare her zaman mükellefi bulduğu gibi bırakmak zorundadır birinin servetin de alırken diğerinin servet artışına neden olmamalıdır. Bunun için teknoloji sonuna kadar kullanılmalı yaygın yoğun vergi denetimleri yapılmalı incelemeler hayata geçirilmeli ve özellikle hizmet sektörü serbest meslek erbapları alanında gerekirse (ve gerekiyor da) hasılat tespiti cihetine giderek yapılan ticaret ve alışverişin doğru kayıtları alınıp alınmadığı da tespit edilmesi yerinde bir uygulama olacaktır.
Hiç kimse yapılan bu tespitler, yoklamalar ve denetimler ile incelemelerde asla rahatsızlık duymamalıdır. Bilinmelidir ki bu tür çalışmalar dürüst vergi mükelleflerini korumaya ve vergide adaleti sağlamaya yöneliktir. Bu konuda idarenin arkasında topyekün durulmalı ve bu tespitlerin yapılmasını teşvik etmelidir. Asla ve asla mükellefleri koruma moduna girilmemeli bu tür talepler dikkate alınmayarak prim verilmemelidir.
Birde şunu belirtmeden geçemeyeceğim çünkü gördüm ve çok beğendim. Defterdarlık binasının girişine koyulan Şanlı Bayrağımızın tabelası çok yakışmış gerçi bayrağımız her yere layıkı ile yakışıyor da burada da bir başka güzel olmuş kutlarım sayın defterdarımız daireye gözü gibi bakıyor.
Unutmamalıyız ki başka bir Türkiye yoktur.
Bizden söylemesi