Milli Eğitim Bakanımız göreve geldiğinden beri çizgi ötesi davranışlarına bir yenisini daha ekledi. Şimdiye kadar görev yapan bakanlardan daha farklı davranışlar sergileyen bakanımızın candan, samimi ve içten tavırlarına görsel ve sanal ortamda sıkça şahit oluyoruz. Bu kapsamda habersiz okul ziyaretleri, okul bahçelerinde öğrencilerin arasına dalması, sınıflarda hoş sohbetleri, dinî ve millî günlerimize uygun etkinlik talimatları, ilk defa Ramazan ayına uygun programları okullarda yaptırması hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor. Bu içten ve samimi davranışları ile milletin teveccühüne mazhar olması, çizgi ötesi bir bakan profili oluşturuyor.
Bu defa yaptığı açıklama ile Millî Eğitimin mutfağında yer alan birinci derece personeli olan öğretmenlerimizin Cumhuriyetimizin 100. yılındaki özlemini ve kızıl elmasını açıkladı.
Rahmetli Bülent Ecevit Başbakan iken, 2002 yılında bir proje başlatıyor. Proje, "Cumhuriyetin 100. yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın." şeklindeydi. Yazılan mektuplar PTT'ye teslim edilsin ve 29 Ekim 2023 günü PTT o mektupları Millî Eğitim Bakanına teslim etsin. Proje böyle.
İşte o mektupları Bakanımız teslim almış ve bazılarını açıklamış. 2002 yılında bir öğretmen, "İnşallah Cumhuriyetin 100. yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders yapabilirim." diye yazmış. Bir başka öğretmenimiz, "İnşallah Cumhuriyetin 100. yılında koridorlarında farelerin cirit atmadığı bir okulum olur." diye mektup yazmış. Bir başka öğretmenimiz, "İnşallah Cumhuriyetin 100. yılında ben çocuklarımızı tuvalet ihtiyacını gidermek için okul dışına göndermek zorunda kalmam." demiş. Bir başka öğretmenimiz ise, "İnşallah Cumhuriyetin 100. yılında okulumuzda bir tane bilgisayar olur." diye yazmış.
Bakanımız, Denizli ilimizde yapmış olduğu açıklamada: "Bugün Denizli'de sınıf başına düşen öğrenci sayımız liselerde 9, ortaokul ve ilkokullarda ise 12-15. Ülkemizde yapılan tüm okul inşaatlarımız birinci sınıf inşaat olup doğal gazına kadar tüm ihtiyaçları tamamlanmış durumda.
Şu anda 65 bin okulumuzun tamamı internet erişim hattıyla birbirine bağlı durumda. 65 bin okulumuzun tamamında ücretsiz internet hizmeti veriyoruz. 65 bin okulumuzdaki 650 bin sınıfımızın hepsinde devasa bir bilgisayar niteliğinde akıllı tahtalar mevcut." demiştir.
Görüldüğü gibi, 24 yıl önce hayal edilenler ve o gün görevde olan birçok öğretmenimizin hayalleri bugün gerçeğe dönmüş; geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza daha iyi şartlarda ve daha kaliteli eğitim sunmanın gururunu hep beraber yaşıyoruz.
Eski Türkiye özlemini çekenlerin ve bugün 50 yaşın üzerinde olan herkesin bildiği gibi, o günlerde okullarda tebeşir bile bulmak zordu. Isınmak için öğrenciler evden odun götürür, 50-60 kişilik sınıflarda üçer dörder öğrenci aynı sırada otururdu. Eski Türkiye'nin Millî Eğitimi böyleydi; bunlar kimselerin umurunda değildi. O yıllarda İlk defa öğretmen olarak atanan kızımın okulunun badana, temizlik ve tamiratını bizzat biz gidip yapmıştık.
Vatandaş olarak iyiyi ve güzeli görmeli, yanlışı ve ihmali de bilmeliyiz. Körü körüne ideolojik olarak yanlışın peşinden gitmemeli, gerekirse tenkidi de yapmalıyız. Zira ülkeye ve devlete sahip çıkıp koruyup kollamak hepimizin asli görevidir ve öyle de olmalıdır.
Bizden söylemesi...
Milli Eğitimin 100 Yıl Mektupları
Ömer Yılmaz
Yorumlar