Yahu, ne güzel yazmış Nurhan İçmez, yüreğine sağlık!

Erbaa’nın o capcanlı bayram ruhu, Tokat’ın geneline bir ders olsun mu, olmasın mı diye soruyor.

Vallahi olmalı, hem de nasıl olmalı!

Erbaa’da milli bayramlar bir başka, adeta insanın kanını kaynatıyor, yüreğini coşturuyor.

Ama gel gelelim, Tokat’ta aynı bayramlar sanki bir memuriyet görevi gibi, bürokratik bir ağırlığın altında eziliyor.

Milletimizin o koca yürekli coşkusu, ne hikmetse Tokat’ta bir türlü meydanlara taşamıyor.

Peki, nedir bu işin aslı astarı?

Erbaa’da ne oluyor da Tokat’ta olmuyor?

Gelin, şöyle A’dan Z’ye, Artovalı gibi dobra dobra konuşalım!

Erbaa’ya bir bakalım hele.

29 Ekim’de, 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta meydanlar dolup taşıyor.

Çoluk çocuk, genç ihtiyar, esnaf, öğrenci, öğretmen, herkes orada.

Bayraklar dalgalanıyor, marşlar gökleri inletiyor, çocukların gözleri parlıyor, büyüklerin yüreği kabarıyor.

Sanki bir düğün, bir bayram havası değil, adeta bir bağımsızlık ateşi yanıyor Erbaa’da.

Bu coşku, öyle protokol kürsülerinde sıkışıp kalmıyor; sokakta, mahallede, kahvede, okulda, her yerde yaşıyor.

Gece gündüz meydanlar dolup taşıyor.

Erbaa’da bayram, bir resmi tören değil, milletimizin ortak sevinci, ortak gururu oluyor.

Hani derler ya, “Bu millet, vatanı için canını verir!”

İşte Erbaa, bu ruhu bayramlarda ete kemiğe büründürüyor.

Peki, Tokat’ta ne oluyor?

Maalesef, aynı bayramlar Tokat’ta bir başka tatsız, bir başka ruhsuz.

Sanki bir memuriyet görevi, bir “yapılması gereken” iş gibi.

Protokol toplanıyor, çelenkler konuyor, iki konuşma, bir geçit töreni, hoop bitti!

Millet nerede?

O meydanlarda dalgalanması gereken bayraklar, o coşkuyla haykırılması gereken marşlar nerede?

Tokatlı, bu işin neresinde?

Bayramlar, birkaç resmi törenle, soğuk bir havada başlayıp bitiyor.

Bürokratik bir ağırlık, adeta o coşkunun üstüne beton döküyor.

Tokat’ın o güzelim insanları, o vatansever yürekleri, bu resmiyetin dışında kalıyor.

Hani nerede bizim “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykıran gençlerimiz?

Nerede o gençlerin, çocukların, esnafın omuz omuza bayram coşkusu?

Şimdi, işin bam teline basalım.

Erbaa’da bu coşku nasıl oluyor da tutuşuyor, Tokat’ta niye sönük kalıyor?

Birincisi, Erbaa’da yerel yönetimler, sivil toplum, esnaf, okul, herkes el ele veriyor.

Bayram, bir “devlet görevi” değil, bir “millet şenliği” gibi planlanıyor.

Çocuklara bayraklar dağıtılıyor, okullarda etkinlikler düzenleniyor, esnaf vitrinini süslüyor, mahallelerde programlar yapılıyor.

Erbalılar, bu işin içine çekiliyor, “Bu bayram senin, bizim, hepimizin!” deniyor.

Erbaa Belediyesi 3 gün 3 gece süren şenlik organize ediyor.

Erbaa’da bayram hiç bitmiyor.

Tokat’ta ise organizasyonlar genelde resmi kurumların tekelinde.

Tokatta sivil toplumun çöp olduğunu kaç kez yazdım, koltuk dolduruyorlar sadece.

Vatandaşa, “Gelin, siz de katılın!” diye bir mesaj dahi atılmıyor.

Gelen gelir havasında herkes.

Sanki bayram, protokolün malıymış gibi.

İkincisi, Erbaa’da bir kültür var. Bayramlar, sadece bir tören değil, bir gelenek.
İnsanlar, bu coşkuyu yaşamayı, çocuklarına aktarmayı biliyor.


Tokat’ta bu kültür, belki de yılların alışkanlığı, resmiyetin gölgesinde zayıflamış durumda.

Oysa Tokat’ın insanı az mı vatansever? Az mı tarihine, Cumhuriyet’ine bağlı? Yüreği pır pır atan bir millet var burada, yeter ki o ateş yakılsın!

30 Ağustos zafer bayramını kaçırdık, önümüzde Cumhuriyet bayramı var.

E hadi o zaman, Tokat’a bir kıvılcım yakın, az kaldı diyelim bayrama!

En önemlisi çocuklarımıza bayramın ne olduğunu anlatalım, gençlere o ateşi hissettirelim.

Bir tane konser, bir tane fener alayı, bir tane çocuk şenliği yetmiyor!

Tokat’ın o güzelim meydanları, caddeleri, bayramlarda cıvıl cıvıl olmalı.

Nurhan İçmez’in sorusu, hepimizin sorması gereken bir soru: Erbaa’nın bayram ruhu, Tokat’a ders olmalı mı? Olmalı, hem de bal gibi olmalı!

Erbaa bunu çok güzel yapıyor, kıskandım doğrusu, peki Tokat niye yapamasın?

Erbaa"da milli bayram coşkusunu yaşatanları tebrik ederim.

Vesselam