Geçenlerde Avukat Mehmet Can’la bir sohbetimiz oldu

Laf döndü dolaştı, gençlerimize geldi. “Bu gençler,” dedi Mehmet Can, “öyle bir enerji, öyle bir zeka ki, doğru yönlendirsek dünyayı değiştirirler!”

Ama sonra iç çekti: “Yönlendiremiyoruz. Ne okutabiliyoruz ne de iş buldurabiliyoruz.”

Ve gençleri doğru yönlendiremedigimiz için suça karıştırtıklarını üzülerek belirtti.

Suça sürüklenen çocuk haberlerini her gün izliyorsunuz.

Bu çocuklar kimin?

Dağdan mı indiler?


Türkiye’nin gençleri, bir hazine gibi parlıyor, ama biz bu hazineyi heba ediyoruz.

Bir rapor geçti elime: Türkiye’de 18-24 yaş arasındaki gençlerin %31,3’ü ne eğitimde ne de istihdamda. OECD ülkeleri arasında bu oranla başı çekiyoruz.

Yani her üç gençten biri, ne okul sıralarında ne de bir iş yerinde. Bu, sadece bir rakam değil; hayalleri, umutları, geleceği olan bir neslin kayboluşu demek.

Mehmet Can ile konuşurken o da dert yanmıştı: “Bu çocuklar zeki, yetkin. Ama sistem onları içine almıyor. Kolay para hayalleriyle dolup taşıyorlar, çünkü başka bir yol göremiyorlar.”

Gerçekten de öyle. Eğitim sistemimiz, gençlerimizi iş dünyasına hazırlamıyor. Üniversiteler diploma veriyor, ama o diploma çoğu zaman bir kapıyı bile açmıyor.

Özellikle Tokatımızda İş piyasası desen, ya iş yok ya da asgari ücretle güvencesiz işler.

Hal böyle olunca, gençler ya umutsuzluğa kapılıyor ya da sosyal medyada bir gecede “zengin olma” hayallerine dalıyor.

Peki, suç kimde?

Gençlerde mi?

Asla.

Mehmet Can"ın dediği gibi, “Bu çocuklar ellerine ne verirsen onunla bir şeyler yapmaya çalışıyor.”

Sorun, onlara doğru araçları, fırsatları sunamayan bizlerde.

Eğitim sistemimiz, iş piyasasının taleplerine uymuyor.

Meslek liseleri, staj programları, dijital beceri eğitimleri dedik, ama kaçı gerçekten etkili?

Gençlerimize “Sen yapabilirsin!” dedirtecek bir sistem kurabildik mi?

Çözüm için Mehmet Can ile hemfikiriz: Gençlerimizi kazanmak zorundayız.


Kariyer danışmanlığı, mentorluk programları yaygınlaşmalı. Ve en önemlisi, gençlerimize güvenmeliyiz.

Onlar, bu ülkenin geleceği.

“Bu enerjiyi kaybedersek, Türkiye’nin geleceğini kaybederiz.”

Çünkü bir gencin parlayan gözleri, Türkiye’nin umududur.


Vesselam