2002 yılında rahmetli babam kanser tedavisi için Sivas, Samsun arasında gittik geldik.

Tokat’ta ne doktor ne tedavi ne de cihaz vardı.

2023 yılında annem kansere yakalandığında da durum farklı değildi. Yine Sivas, Samsun, Ankara yolu gözüktü bize.

Ama bu arada önce PET cihazı ve bu günlerde çok önemlisi ışın tedavisini sağlayacak yeni radyoterapi cihazı hizmete girdi.

Hasta olmayınca ne kadar kıymetli bir cihaz olduğunu anlamak zor.

Üniversite Hastanesi Baş Müdürü Seyfullah Alpay bana adeta rehberlik yaptı hastalığın her aşamasında, sağ olsun.

Rektör Fatih Yılmaz ile değişen ne oldu derseniz.

Hız.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde son yıllarda enteresan bir gelenek oluştu.

“Bir gün kısa açılış” seremonisi.

Normal üniversitelerde açılış töreni yapılır, hocalar konuşur, rektör vizyon anlatır, öğrenciler de bitse diye düşünür.

Bizde işler biraz daha pratik.

TOGÜ’de bir şey açılacaksa genelde bir gün sürer ve o bir gün içinde her şey biter.

Ne uzun hazırlıklar, ne aylarca süren protokol trafiği…

Direkt “hadi açalım” denir, kurdele kesilir, fotoğraf çekilir, basın bülteni dağıtılır ve hayat devam eder.

Yeni radyoterapi cihazı törenle hizmete girdi.

Diş Hastanesi Kampüsünin temeli atıldı.

Spor tesisleri ücretsiz kullanıma açıldı, ring servisi başladı…

Hepsi tek tek, hepsi “bir gün” içinde halloluyor.

Sanki üniversitenin mottosu şu, “Uzun lafın kısası, açıyoruz işte.”

Bu “kısa açılış” işinin en güzel yanı, abartısız olması.

Kimse “dünyanın en modern tesisini açıyoruz” diye şişirmiyor.

Fatih Yılmaz usulü sade, samimi, iş bitirici.

Kurumsal Danışman Zafer Süsoy hoca atınca öğreniyoruz basın grubuna neler yapıldığını.

Sabah saygı duruşu ve İstiklal Marşı, ardından kısa bir konuşma, “hayırlı olsun” duası…

Akşama kalmadan herkes işine gücüne dönüyor.

Ne kırmızı halı, ne saatlerce süren program.

Tam benim kafadan, “İşini yap, lafını kısa tut.”

Aslında bu tarz, üniversitenin genel havasını da yansıtıyor.

TOGÜ büyük laflar peşinde koşmuyor; adım adım, bir gün bir gün ilerliyor.

Bir fakülte binası, bir laboratuvar açılıyor, bir atölye hizmete giriyor…

Hepsi “bir gün” içinde.

Belki de en büyük vizyon bu, Gereksiz törenleri uzatmadan, işe odaklanmak.

Tabii bir gün kısa açılışların en büyük dezavantajı da var.

İnsanlar alışıyor.

Artık “yarın ne açılacak?” diye soruyoruz.

Kültürel etkinliklerinde merkezi üniversite oldu. Şehirle yaşayan bir üniversite.

Ayrıca kampüsteki üretim ve uygulamalı eğitim tesisleri TOGÜ Bilim Rotası ismiyle Milli Eğitim okullarında okuyan tüm öğrencilere ders dışı öğrenme imkânları sağlıyor.

Epey kalabalık, uzun bir rota.

Ziyarete değer yaklaşık 20 adet bilimsel, sportif veya kültürel mekan var.

Gerçekten görülmeye değer.

Bu arada Radyo TOGÜ (88.7) de şehrin yeni sesi oldu.

Reklamsız, her kesimden insana hitap eden nitelikli müzik yayınlarıyla dikkat çekiyor. Bilginin ve müziğin buluştuğu bir frekans olarak hem kampüsün enerjisini hem de Tokat’ın ritmini taşıyor.

Yakında aynı şekilde süt işleme tesisi ve üniversitenin ilk müzesi olan Biyoçeşitlilik Müzesi de hizmete girecek.

Bunlar da TOGÜ’nün uygulamalı eğitim ve bilim iletişimindeki vizyonunu güçlendirecek önemli adımlar.

Sonuç olarak, TOGÜ yönetimi “uzun açılış” yapmamaya kararlı görünüyor.

En kıymetli şey zaman mesajı var bu çalışmaların özünde.

Ne kadar çok iş yaparsak memlekete o kadar katkı düşüncesi.

Toprağı, insanı, hayvanı besleyen, bereketli toprakların üzerinde boş lafla vakit harcamak bize yakışmaz.

Devam edin böyle TOGÜ.

Hayırlı olsun yeni cihazlar, binalar, temeller, tesisler ve müzeler…

Vesselam.

Hüseyin Kömür