İnsanlık tarihinin en büyük mücadelelerinden biri, artık enerji ya da petrol için değil; bir damla su için verilecek. Çünkü bugün suyun değeri, altından da kıymetli hale geliyor.
Türkiye, küresel iklim değişikliğinin en sert etkilerinin hissedildiği Akdeniz iklim kuşağında yer alıyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda su stresi en fazla hissedilecek ülkelerden biri olacağız. Bu tablo, suyun her damlasının kıymetini bilmemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.
Bu bilinçle, Ocak 2023’de Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda başlatılan Ulusal Su Verimliliği Seferberliği, ülkemiz açısından tarihi bir dönüm noktasıdır.
Seferberliğin amacı; su kaynaklarımızın sorumlu, bilinçli ve sürdürülebilir biçimde kullanılmasıdır.
Bu kapsamda hazırlanan “Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023–2033)”
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir. Belge; kentsel, endüstriyel, tarımsal ve bireysel su kullanımında verimliliği artırmayı, kayıpları azaltmayı ve toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir.
Bu stratejinin en dikkat çekici
adımlarından biri de
“Kurakçıl Peyzaj Uygulamaları Rehberi”dir
Bu uygulamayla; Azalt, Değiştir ve Yeniden Kullan
prensipleri esas alınarak, su tüketiminde %20 ila %50 oranında tasarruf sağlanması hedeflenmektedir. Üstelik yalnızca su değil, bakım ve enerji maliyetlerinde de %50’ye varan azalma beklenmektedir.
Su Gerçeği: Göründüğünden Daha Az
Bilim adamlarının ifadelerine göre;
Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km³’tür. Ancak bunun %97,5’i okyanuslarda ve denizlerdeki tuzlu sudur. Geriye kalan %2,5 'i tatlı su'dur.
Bu suyun ise %68’i kutuplarda, %30’u
yeraltında bulunuyor.
Yani insanlığın erişebildiği su miktarı sadece %2 civarındadır.
Bu küçük pay; kuraklık, kirlilik, nüfus artışı, iklim değişikliği ve bilinçsiz tüketim nedeniyle hızla tükenmektedir.
GELECEĞİN ALTINI: SU
SU: YAŞAMIN KENDİSİ
İnsan vücudunun yüzde 60’ı sudan oluşur; su olmadan yaşam mümkün değildir.
Gıda güvenliğinden enerjiye, sanayiden ekosistemlere kadar üretimin her aşamasında su başroldedir.
Ne yazık ki bugün, temiz suya erişim temel bir insan hakkı olmasına rağmen 785 milyon kişi bu haktan mahrum. 144 milyon insan ise su ihtiyacını göl, dere gibi yüzey sularından karşılamak zorunda kalıyor.
2050’ye kadar her dört kişiden biri kronik su kıtlığı yaşayan ülkelerde yaşayacak. Bugün 2,3 milyar insan hâlen temel temizlik hizmetlerinden yoksun.
Eğer harekete geçilmezse, özellikle yoksul ülkelerde 135 milyon insanın yaşamı doğrudan tehdit altında olacak.
Afrika’da milyonlarca kadın ve çocuk her gün ortalama 6 kilometre yürüyerek su taşıyor. Bu uzun ve tehlikeli yolculuklar çoğu zaman saldırı, hastalık veya vahşi hayvan riskiyle son bulabiliyor.
KÜRESEL SU TÜKETİMİ
Dünyada 1 milyar insan, suya ulaşmak için saatlerce yürümek zorunda kalırken; gelişmiş ülkelerde musluğu açmak yeterli oluyor.
Üstelik bu suyun önemli bir kısmı boşa akıp gidiyor.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, her 9 saniyede 1 çocuk kirli su nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, suyun bir “yaşam kaynağı” olduğu kadar, adaletsizliğin de aynasıdır.
TARIM VE SANAYİDE SU STRESİ
Tarım, dünya su kaynaklarının yaklaşık %70’ini kullanıyor. Sanayi %20’sini, hane halkları ise kalan %10’unu tüketiyor.
Bir otomobil üretmek için 40 bin litre, bir pamuklu tişört için 2.700 litre su gerekiyor.
Yani tükettiğimiz her ürünün ardında görünmeyen bir “su izi” bulunuyor.
Su kaynaklarını hem miktar hem de kalite açısından korumak artık bir çevre sorunu değil, bir yaşam meselesidir. Çünkü su; gıda güvenliği, enerji üretimi ve ekosistemlerin devamı için vazgeçilmezdir.
Cumhurbaşkanlığı kararıyla yürürlüğe giren
“Kuraklık Peyzaj Uygulamaları Usul ve Esasları”
suyu daha az tüketen, doğayla uyumlu bir yaşam anlayışının temelini oluşturuyor.
Bu yaklaşımda;
Akıllı sulama sistemleriyle az ama yeterli su kullanımı,
Kuraklığa, tuzluluğa ve sıcağa dayanıklı bitkilerin tercih edilmesi,
Toprak analizine dayalı sulama planlaması,
Gereksiz ve aşırı su tüketiminden kaçınma
öncelik kazanıyor. Böylece yeşil alanlarda %80’e varan su tasarrufu sağlanabiliyor.
Bir Damla Su, Bir Ömür Demektir
Unutmayalım; suyun alternatifi yoktur. Petrol bulunabilir, enerji üretilebilir; ancak kaybedilen su geri getirilemez.
Geleceğimiz için yapmamız gereken basit ama etkili: Azalt, değiştir ve yeniden kullan.
Her birey, her kurum, her şehir bu anlayışla hareket ettiğinde; hem doğa nefes alacak hem de gelecek nesillere su dolu bir dünya bırakmak mümkün olacaktır.
Cenab-ı Hak, “Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Zira Allah israf edenleri sevmez.'' buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz (AS) da, “Abdestinizi dere kenarında alıyor olsanız bile, suyu israf etmeyiniz.” buyurmuşlardır.