Millet olarak her geçen gün tahammülsüzlüğümüz artarak devam ediyor. Görmeden, Bakmadan hayati konularda karar verebilen bir toplum haline geldik!

Günümüzde gerçekleri görmek, yazmak, konuşmak zordur!

Günümüzdeki gerçekleri yazmak ve konuşmak için toplum bunlara hazır olmalıdır!

Millet olarak her geçen gün tahammülsüzlüğümüz artarak devam ediyor. Görmeden, Bakmadan hayati konularda karar verebilen bir toplum haline geldik!

GÖRMEK VE BAKMAK arasındaki farklı bilmeyen insanların varlığı gerçeklerin ortaya konmasına manidir!

İnsanlar makamlara gelmeden önceki halleri ile, makamlara geldikten sonraki hallerine iyi bakmak gerekir!

Gerçekleri görmek ve yazmak ülkemizde zordur.

Gerçekleri yazarsan, konuşursan bedelini peşinen düşünmen gerekir.

Bu satırlardan zaman zaman yazdığımız oldu; GÖRMEK VE BAKMAK arasındaki farkın ne olduğunu.

Biz gazeteciler Görmek ve Bakmak arasındaki farkı bilir isek gerçek anlamda haberler yaparız!

İnsanlar Görmek ve Bakmak arasındaki farkı bilir ise yazılanları sağlıklı okur, anlar ve gerektiğinde yorum yapar.

GÖRMEK VE BAKMAK arasındaki farkı anlamak için bu konunun İlk Okul 1. Sınıftan başlayıp Lise 12. Sınıfa kadar işlenmeli pek çok konuya başlık olmalı ki; toplum sağlıklı düşünsün, geleceğine emin adımlarla ilerlesin!

İlginç değimli?

GÖRMEK VE BAKMAK arasındaki farkı anlamak için uzun bir yazıya başlamış oluyoruz!

Günümüzde yaşanan olaylara bakınız!

Günlük yaşantınızda nelerle karşılaşıyorsunuz! nasıl kararlar veriyorsunuz?

Örnek kendimizden verelim!

Bizi tanımadan bizim hakkımızda karar verenler, bazen insafsızca, bazen karalayarak, bazen yok etmek üzere hareket ediyor!

İnsanları tanımadan karar vermek, GÖRMEK VE BAKMAK arasındaki farkın bilmeden yaşanmanın karşılığıdır!

Aklıma gelmişken hemen yazayım!

Ülkemizde Yargı çokça tartışılmaktadır.

Bir ülkede Yargının tartışılmaması gerekir, tartışılsa bile hakarete varan sözler, yorumlar yapılmamalıdır!

Yargı yani Mahkemeler “Türk Milleti” adına karar vermektedir.

Türk Milleti adına karar veren Yargı mensupları verdikleri kararlardan sorumlu olmamakla birlikte birde en büyük gücü Türk Milletinden almaktadır, yani kendi adına değil, Türk Milleti adına karar verdiği için kararlar çoğu kez tartışılmaktadır. Çünkü toplum tartışmaya açık bir hayat yaşamaktadır!

Türk Milleti adına karar veren Yargı mensuplarını buradan fazla eleştiri hakkını kendimde görmüyorum!

Çünkü İpin ucu kaçık! Günümüzde bunu toparlamak zordur!

GÖRMEK VE BAKMAK arasındaki farkın ne olduğunu bilinmediği için şu başlıkları tam olarak yazacak ve karar verecek kaç kişi vardır?

Kıbrıs

OSB Kuruluşları

Şehirlerin sağlıklı gelişmesi,

Sıfır Atık çalışması

Kişisel Çıkarlara karşı durmak!

Yukardaki 5 başlığı kimler sağlıklı tartışabilir?

Kıbrıs denince bir kara parçasından ibaret ve ülkelerin çıkarları olarak görülürse hatalı olur!

Türkiye Kıbrıs’ta Mülk sahibidir, ancak Mülk sahipliği engelleniyor.

Kıbrıs’ta yaşanan seçimler çok tartışıldı ve tartışılmaya da devam edecektir, ancak bugünlere nasıl gelindiğini, 1974 Kıbrıs Barış Harekatından sonra Doğan çocukların bugün ülke yönetiminde olduğunu ve Atalarının katledilmesine mani olan Türk Askerinin adada kalmasını istemeyen toplumu iyi tanımak ve bu toplumun bu hale nasıl geldiğini anlamak gerekir!

Atalarını ve hatta kendilerini Rum zulmünden kurtaran Türk Askerini dışlamaya çalışan bir toplum bugün iş başında ise bunun nedenlerini sağlıklı düşünmek ve ona göre hareket etmek gerektiğini anlamak gerekir!

Kıbrıslı insanlarımızın soykırıma uğramaması için Türkiye'den kalkan Uçağı kullanırken uçağın arıza yapması sonucu Paraşütle sağ kurtulan Yüzbaşı Cengiz Topel’i Türk sınırına paramparça atılmasını sağlayan Rum lideri gebermiş Papaz Makaryos'un Heykeli halen İstanbul Beylikdüzü parkında duruyorsa!, bugün Kıbrıs'ta “ Türk askeri istemiyoruz” diyenlerin varlığına şaşırmamak gerekir!

Ülkemizde SIFIR Atık çalışmasını başlatıp, “Türkiye de bu iş tamam” diyerek BM Genel Kuruluna taşıyan ve Dünyaya konuyu anlatıp yaygınlaşmasını isteyen sayın Emine Erdoğan’ın sözleri Niksar OSB de hayat bulmadı ise Gerçekleri yazmak ve konuşmak zordur!

40 yıl önce Türkiye'yi kana bulamak ve yıkmak üzere hareket eden AB ülkeleri destekli terör örgütü PKK nın neden oluştuğunu bugün gelinen noktanın ne anlam ifade ettiğini bilerek yaşanan süreçleri konuşamıyorsak yazamıyorsak, Gerçeklerden kaçmak demektir!

Kişisel Çıkarlarını öne alan kişileri ve yetkilileri ortaya koyamıyorsak, engelleyemiyorsak, mücadele edemiyorsak, Gerçekleri yazmak ve konuşmak mümkün değildir!

Yaşanan FELAKETLERDEN DERS almadan, gerçekleri göz ardı ederek Şehirlerin sağlıklı gelişmesi sağlanamıyorsa, bir iki süslü sözler ve birkaç resim kareleri ile şehrin geliştiği ortaya konuyorsa, Gerçekleri yazmak ev Konuşmak zordur!

Ülkemizde GERÇEKLERİ YAZMAK VE SÖYLEMEK ZORDUR! Çünkü; toplum körü körüne kutuplaşmış, okuduğunu anlamadan karar veren bir toplum haline gelinmiştir!

Özellikle Makamlara gelen insanlar, makam öncesi ve makama geldikten sonraki yaşantılarında; “BEN NEYMİŞİMDE BENİM HABERİM YOKMUŞ” havasına bürünerek makamı baskı aracı olarak kullanıp, İnsanları Sinek gibi ezeceği düşüncesi ile yönetim sergiliyorsa bu toplumun sağlıklı yaşaması mümkün değildir!

Son Söz; yapılmaması gereken hayatı yapan kişi, kendilerini dostça, samimi ve toplumun sağlıklı yaşaması için yapılan eleştiriyi sağlıklı düşünüp yapılan yanlıştan dönülmesini isteyen kişiye hiç teşekkür edildiğini gördünüzmü?

Günün Sözü; Hayat Gerçeklerden İbarettir, Gerçekleri kabul etmek her kişinin işi değildir!