Biz insanoğlu olarak gerçekten şu kainatın (dünyanın) sonsuz hikmet ve sırrının farkında mıyız? Çok merak ediyorum. Bunun tam olarak cevabını da bilen var mı acaba bu da ayrı bir muamma sanırım.
Hafta sonu şöyle bir yaylaya çıktık ailece. İnsanoğlunun doğa karşısında ki aczi yeti ve ona hakim olma ve yön vermedeki aklının başarısı iç içe. Issız bucaksız arazi ve üzerindeki bitki örtüsü ve bu bitki örtüsünün adeta nakış nakış işlenişi. Çevresi ve inişli çıkışlı yolları ile 1500 metreye varan rakımı ile adeta yalancı cennet burası. Ayrıca serin hava ve yüzünü okşayan ılık rüzgar adeta insanı büyülüyor.
Bu eşsiz bucaksız yaylanın en üst noktasından aşağıyı seyrettiğimizde dağlardan gelen kar sularının oluşturduğu göletin güzelliği etrafını büyülemiş, farklı bir atmosfer yaratıp şahane bir güzellik katmış. Havası ise mis gibi oksijen deposu. İnsanlar akın akın burayı doldurmuş. Özellikle de yabancı plakalı araçlar mevcut. Bu insanlar yurt dışında çalışıyor, yaşıyorlar. Vatanlarına döndüklerinde güzellikleri tek tek gezerek adeta içlerine sindirerek görmek istiyorlar. Eminim ki tekrar döndükleri yerlerde bunları yeri ve zamanı geldiğinde doyasıya anlatarak memleketimizin reklamını da yapıyorlardır.
Mevla bizlere bu cennet vatanı bahşederek inanın lütuf etmiş. Dağı ile bayırı ile ovası ile yaylası ile deresi ile ırmağı ile suyu ile havası ile bulunmaz bir nimet ve güzellikte hizmetimize sunmuş bu aziz vatanı. Issız bucaksız yaylaya bakınca insanın içi açılıyor. Ufkunun önündeki engeller kalkıyor. Görüş açımızdaki derinliğin çapını yüreğimizde hissettiriyor. Ayrıca bu muazzam kainatın efendisi olmanın şükrünü de hatırlatıyor bizlere.
Yaylanın güzelliklerini görmek, anlamak yetmiyor. İnsanlar bu anıları da ölümsüzleştirmek için hemen hemen herkes fotoğraf çekiyor. Ellerinde ki telefon ile video çekimi yapıyor ya da bol bol fotoğraf çekiyorlar. Nostalji yaşayanlar el ele tutuşanlar ve kısaca mutluluğun yaşandığı zirvesini de zirvede yaşıyor insanlar. Burada dikkatimi çeken olayda buralarda mangal ve semaver gibi ortalığı dumana boğacak işlemler yapılmıyor.
Yemek mangal işleri aşağıda buna has yerlerde yapılabiliyor burası seyirlik alan. Mutlakada böyle kalmalı. Birkaç aracın bagajı açılıp gölgesinde önceden hazırlanan çaylarını yudumlayanlar da yok değil ancak önemsiz sayıda. Genelde insanlar bu alanda yemeden içmeden ziyade seyir etmeyi daha ön planda tutuyorlar. Ne mutlu değil mi. Bizlere böyle muhteşem yerleri ve mekanları bahşetmiş Mevla. Bizlerde buraların kıymetini gereği gibi bilelim. Yetkili makamlar buraların yapılaşmasına asla izin vermemeli,temizlik ve ulaşımına önem vermeli koruyucu tedbirleri almadan asla geri durmamalıdırlar. Ziyaretçiler ise bu alanları kirletmemeli kurallara uymalı ve bencilik yaparak en güzel seyir yerlerini sürekli işgal ederek kalmamalı ve diğer ziyaretçilere de imkan tanımalıdır.
Yayladan aşağıya inince yerleşim yerindeki pazarda yöresel ürünler satılıyor. Tereyağı,peynir en çok satılan cins deki ürünler ne güzel çok sayıda da alıcısı var. Birde sevindirici yanı buranın satıcıların hemen hemen hepside bayanlardan oluşuyor. B satıcılar kendi ürünleri ile satın aldıkları ürünleri satışa sunmuşlar. İnanın çok da başarılılar. Ürün tanıtımını ve pazarlamayı gayet iyi yapıyorlar. Bu pazara uğrayıp da bir şey almadan çıkanı görmedim. Bu da bizim insanımızın ne kadar her işe olumlu gelişmeye yatkın olduğunun göstergesi. Aferin maşallah dememek elden değil.
Bu gibi yerler vatanımızın nadide yerleri olduğu gibi bizlerinde göz bebeği olmalıdır. Bu şekilde görüp bu şekilde davranmalıyız. Çünkü buralara bizim ihtiyacımız olduğu gibi bizden sonraki torunlarımızın onların torunlarını kısaca gelecek neslinde bilcümle ihtiyacı olduğunu unutmadan yarınlara bozmadan, bozdurmadan intikal ettirmeliyiz. Bu bizlerin birici derece vazifesidir ve öyle olmalıdır.