Eli toprağa değmeden sofraya oturanların sayısı hızla artıyor. Market rafları dolu olabilir; ancak tarlalar, bağlar, meralar sessizce eksiliyor. Oysa eskiler ne güzel söylemiş:
“Bağa bak, izin olsun; yemeye yüzün olsun.”
Yani emek vermeden, üretime katkı sunmadan o sofrada yer almak yüzsüzlük olur.
Bu söz sadece bağcılığı değil, bir yaşam kültürünü anlatır. Tüketmeden önce üretmek, hak iddia etmeden önce sorumluluk almak zorundayız. Çünkü soframıza gelen her lokmanın ardında bir çiftçinin alın teri, bir üreticinin uykusuz geceleri var. Onlar olmazsa o sofralar da olmaz.
Veriler ne diyor?
Türkiye, iklimi ve biyoçeşitliliği ile birçok tarım ürününde dünya liderleri arasında yer alıyor:
Fındık üretiminin %65’i bizden.
Kuru kayısı ve kuru incirde dünya birincisiyiz.
Zeytin, üzüm, Antep fıstığı gibi ürünlerde ciddi potansiyele sahibiz.
Ayrıca örtü altı üretim sayesinde Avrupa’ya göre meyve-sebzede erken hasat avantajımız var.
Ancak tüm bu avantajlara rağmen üretici sayımız azalıyor.
Türkiye üzüm üretiminde dünyada 6. sırada.
Ama gençlerin bağcılığa ilgisi %10’un altında.
2024 TÜİK verilerine göre, 15 yaş altı bireylerin sadece %4’ü tarım alanında meslek yapmak istiyor.
Tarım sektöründe istihdam da dramatik şekilde düşüyor:
2000 yılında tarımda çalışan oranı %35’ti.
2024’te bu oran %14,8’e geriledi.
Kırsaldan kente göç, tarım arazilerinin bölünmesi, düşük gelir gibi nedenlerle 2,7 milyon hektar tarım arazisi son 17 yılda üretim dışı kaldı.
Türkiye’nin 24 milyon hektarlık tarım alanının sadece 6,9 milyon hektarı sulamaya açılabildi.
Gençler neden tarımdan uzak?
Gençler daha kolay ve hızlı kazanç yollarını arıyor. Sosyal medya paylaşımlarıyla ün kazanma, yatırım yapmadan zengin olma hayalleri revaçta. Oysa tarım; sabır, emek ve alın teri ister. Tıpkı atasözümüzde olduğu gibi:
"Bağa bak, izin olsun; yemeye yüzün olsun."
Bugün yalnızca toprak değil, tarım kültürü de çoraklaşıyor.
Gençlerin üretimden kopması sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdit.
Çünkü üretmeyen toplum, bir gün tüketemeyecek hâle gelir.
Nasırlı ellerin dokunduğu toprak, sadece ürün değil; gelecek de üretir.
Ne yapmalı?
Şimdi tam zamanı. Gençlerimize “kolay”ı değil, “doğru” yolu göstermeliyiz.
Toprağın dilini, emeğin kıymetini, helal kazancın onurunu anlatmalıyız.
Çünkü sofrada ne varsa, hepsi tarladan gelir.
Önce toprağa oturmazsak, yakında sofraya da oturamayabiliriz.

Son sözü Efendimiz (S.A.V) söylesin:
“Allah'tan sakının ve rızkınızı güzel yoldan arayın... Helâl olanı alın, haram olanı bırakın.” (İbn Mâce)
Unutmayalım:
Tarım, sadece geçim değil; bir vicdan meselesidir.
Toprak üretir, ama biz sahip çıkmazsak bir gün o da susar