Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2026 su yılına ait 6 aylık alansal kümülatif yağış verileri, ülkemiz adına dikkat çekici bir tabloyu ortaya koyuyor.

1 Ekim 2025 – 31 Mart 2026 dönemini kapsayan verilere göre Türkiye genelinde ortalama 468.8 mm yağış kaydedildi.

Bu rakam, uzun yıllar ortalaması olan 374.3 mm’nin %25, geçen yılın aynı dönemine göre ise %87 üzerinde.

Daha da çarpıcı olanı, son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaşılmış olmasıdır.

Neredeyse tüm bölgelerde güçlü bir toparlanma söz konusu. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi %39’luk artışla başı çekerken,

Ege ve İç Anadolu bölgelerinde son 11 yılın en yüksek yağış değerleri görülmüştür.

Antalya 904.5 mm ile en fazla yağış alan il olurken, Şırnak %74 artış ile dikkat çekmiştir. Buna karşılık, Rize’de %17’lik bir düşüş yaşanması ve bazı Karadeniz illerinde yer yer azalışların görülmesi, yağış dağılımının homojen olmadığını da açıkça ortaya koymaktadır.


Bu tablo ilk bakışta “bereketli bir yıl” algısı oluşturabilir.

Ancak tarımın doğası, sadece miktara değil zamanlamaya ve dağılıma da bakmayı gerektirir. İşte tam da bu noktada, geçmişten günümüze halk arasında söylenen o veciz söz yeniden anlam kazanıyor:

“Kuraklıktan kıtlık olmaz ama yağıştan olur.”

Bu ifade, aşırı ve düzensiz yağışların doğurabileceği risklere dikkat çeker.

Zira fazla yağış; bitki hastalıkları, zararlı popülasyonlarında artış, toprakta besin yıkanması ve kök çürüklükleri gibi birçok sorunu beraberinde getirir.

Özellikle ilkbahar döneminde sıcaklıkların artmasıyla birlikte nemli ortamlar, fungal hastalıklar için adeta uygun bir zemin oluşturur.

Bağ, bahçe ve tarla bitkilerinde mildiyö, külleme, pas hastalıkları ve kök çürüklükleri gibi sorunların görülme ihtimali ciddi şekilde artmaktadır.

Aynı şekilde zararlı böceklerin çoğalma hızında da gözle görülür bir yükseliş beklenmelidir. Bu nedenle üreticilerimizin “yağış var, sorun yok” rehavetine kapılmadan, tam tersine daha dikkatli ve planlı hareket etmeleri gerekmektedir.

Burada en önemli hususlardan biri erken gözlem ve zamanında müdahaledir.

Tarlaların düzenli kontrol edilmesi, hastalık belirtilerinin erken fark edilmesi ve gerekli mücadele yöntemlerinin geciktirilmeden uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca drenajı zayıf alanlarda su birikiminin önlenmesi, toprak yapısının korunması ve bilinçli gübreleme uygulamaları da ihmal edilmemelidir.
Unutulmamalıdır ki tarımda başarı; sadece doğanın sunduklarıyla değil, o sunulanları doğru yönetmekle mümkündür.

Yağış bir nimettir, ancak doğru yönetilmediğinde riske dönüşebilir.

2026 su yılı yağış verileri umut verici olmakla birlikte, beraberinde getirdiği riskler açısından da dikkatle değerlendirilmelidir.


Çiftçimizin tedbiri, bereketin teminatıdır. Çünkü tarımda asıl kazanç, sadece yağışın bolluğunda değil, o bolluğu akıl ve bilgiyle yönetebilmekte saklıdır.

Yaşar KAVAK
Zır. Yük. Müh
E. Tarım ve Orman Bakanlığı Müşaviri